Nasıl ki şarkılar alır insanı farklı zamanlara götürür; koku da aynen böyledir.
Koku, insanı geçmiş alemlere ışınlar, geleceğe değil. Bu yüzdendir koku hafızası denir.
Benim için koku çok önemlidir. Güzel kokuyu herkes sever ama ben mazisi olan kokuları bir ayrı severim. Hiç olmadık yerde karşıma çıkıp, beni o zamana götürmesini severim. Severim... çünkü çocukluğumu özlerim.
Kokunun iyileştirici gücüne inanırım ben. Koku insanı dinginleştirebilir, rahatlatır, mutlu hissettirir. Ayrıca kışkırtabilir de. Bu, kokunun sana ne çağrıştırdığı ile ilgili sanırım.
Babacığımın son giydiği gömleği, kardeşimin tavsiyesi ile bir poşede koyup muhafaza ettim. Bana bu öğüdü verirken "ne zaman özlersen, alır koklarsın" demişti. Hakikatten de dediği gibi oldu. On bir yıl oldu babamı kaybedeli. Özlemden dellendiğim zamanlarda ve bazen de alakasız bir anda elimin altına geçtiğinde alıyorum gömleği, yüzümü içine gömüyorum kokluyor, kokluyor... içime çeke çeke, tüm iliklerime kadar çekiyorum kokusunu. Öyle de güzel ki.
Hz. Yakup ne diyordu? "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ki ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" (Yusuf 94).
Sonrasında Hz. Yakup'a Yusuf'un gömleğini veriyorlar ve onu yüzüne sürdüğünde, görmeyen gözleri açılıyor.
Babamın çok uzaklarda olduğu bir zamanda, ateşten sayıklarken, baba yarısı amcamın odaya girmesi ile burnuma babamın kokusunun gelmesini ve gözlerimi açışımı asla unutamam.
Baba kokusu, ana kokusu, evlat kokusu bunlar en güçlü kokular elbette. Bunların dışında daha ne kokular var. Mesela bakkal kokusu. O deterjan, lokum, ekmek, bisküvi ile karışık koku bir tek orada var. Herhangi bir markette yok. Oysa ki bu saydıklarım orada da mevcut.
Anneanne evi kokusu. Beyaz sabun ve sütlaç karışımı birşey.
Elektrikli süpürgenin filtre kokusu. Çocukluğumda sıklıkla gittiğimiz ciciannemin evinin kokusu. Herhalde hep evi süpürmesinden sonraya denk geliyorduk, nasılsa öyle bir bağ kurmuşum. Bugün bile kendi evimi süpürdüğümde ciciannem gelir aklıma.
Wild Love parfümü ve annem. Hala üretiliyor mu bilmem ama annemde o kadar güzel dururdu ki bu koku. Ha keza Old Spice da babamla özdeşleşmiştir bende.
Çürümüş yumurta kokusu ve seksenli yılların Haliç'i aynı kokudur benim için.
Bir de sevgilinin kokusu meselesi var. Zamanında sevgili iken, zat-ı muhteremden kadife gömleğini istemiştim. Gömleği yastığımın üzerine serer öyle uykuya dalardım. Güzeldi. Naifdi. Huzurluydu.
Yağmur sonrası toprak kokusu.
Kar kokusu.
Vanilya kokusu ve oyuncak bebeklerim.
Islak talaşla bastırılmaya çalışılan toz kokusu ve 60 kişilik ilkokul sınıfımız.
Domates badem kokusu ve sokakta atlı arabayla gezen zerzevatçılar. Balkondan sarkıttığımız sepet gelir aklıma.
Sobadan defterimin üzerine damlayan kurumun kokusu, ilkokul günlerim.
Kışın dışarıda kurutulan çarşafımın buram buram is kokusu.
Rutubet ve sefilliğin kokusu.
Kimimiz için ortak anılar kimimiz için çok özel kokular. Ne yaşadıysan o. Ne yaşatıldıysan o. Çok şükür ki bana çok acı şeyleri hatırlatan kokular yok denecek kadar az.
Selam olsun.
1 yorum:
Efenim, burnunuza sağlık. :)
Yorum Gönder