Salı, Şubat 14, 2017

Bu Bir Sevgililer Günü Anısıdır

Hayatımda hiç kutlamadığım bir gün olmasının yanı sıra 100 metre deparda rekor kırdığım günle aynı gündür. Lise yıllarımda öğrendim böyle bir günün kutlandığını. Şeker şebelek hediyelerden ibaretti, halen de öyle.

Bir 14 şubat günüydü. Seneee... O ana dek sevgilinin s'si, manitanın m'si ya da adı her ne ise o (!) ondan bende yok. O anda da olmadı zaten. Böyle güzel kızın yanındaki çirkin kız şeklinde hayatımı; "Ömrüm seni platonik sevmekle nihayet bulacak" şarkısını terennüm ede ede geçiriyorum. Çok yakın bir arkadaşım var. Lise ikideyiz. Onun bir çıktığı var. Okumuyor, dışardan bir serseri o zamanın tabiri ile. Bu özel ve anlamlı günde bu çocukceğiz, benim arkadaşıma üzerinde "I Love You" yazan bir anahtarlık hediye ediyor. Romantizm şu bu beklerken de, kıza ondan ayrılmak istediğini belirtiyor. O gün ! Dallama işte.

Ben ve arkadaşım bir üçüncü arkadaşımızın evinde alıyoruz soluğu. Teselli ameliyatı yapacağız. Evin yanında bir inşaat var. O anahtarlığı da o sinirle inşaata atıyor.

Zaten biz üç kankiyiz. Teselliye başladık. Arkadaşımın morali düzeldi. Yedik içtik , ayrılık zamanı geldi çattı. Çıktık , evin sahibi arkadaşımız da pencereden bize el sallayacak. İnşaatın önüne gelince, az evvel attığı anahtarlığı almak istediğini söyledi bizimki. "Peki" dedim, "al, ben seni bekliyorum."

Yalnız bir ibare var kapıda "dikkat köpek var" yazıyor. Ama ortada köpek falan yok. İndi merdivenlerden bizimki. Camdaki arkadaşın anlamsız hareketler yaptığını görüyorum bu arada. Çırpınıyor resmen. Anlam da veremiyorum. Kız nerdeyse merdivenin son basamağına gelmiş, anahtarlık bakınıyor. Derken.... bir zincir sesi duyuyoruz. Böyle çizgi filmlerde olur ya hani makarasından boşalmış bir zincir sesi. Noluyo acaba diye aptal aptal bakınırken, iri bir köpekle yüz yüze geliyor arkadaş, o aşağıda ben yukarıda... Tabana kuvvet bir koşmaya başlıyoruz. Bir koşuyoruz... bir koşuyoruz... Benden geride olan arkadaşımın birden önüme geçtiğini, tabanlarının kıçına değdiğini görüyorum. Koşuyoruz bir epey. Biz koştukça sanki zincir sesi de devam ediyor. Zincir sesi, köpek havlaması birbirine karışıyor artık.

Yeterince koştuğumuza kanaat getirip kendimizi yol kenarına atıyoruz. Gözümün önünde tek bir görüntü : Kıça değen tabanlar! İkimizin de dil dışarda, nefes nefeseyiz, ama ben makaraları koy verdim gül babam gül... durmama imkan yok. Arkadaş da şokta... hızlı hızlı nefes alıyor... Elinde tuttuğu anahtarlığa takılıyor gözüm. Gülmeye devam ediyor, iyi ki benim sevgilim yok diyorum.

Ekşi Sözlük'teki bir yazımdan...

Hiç yorum yok: