Salı, Eylül 24, 2019

Çünkü Sevgilim, Zeki Müren'e Haksızlık Edemeyiz!




 Bu geceyi kendime "Zeki Müren'i Onurlandırma Gecesi" yapmaya karar vereli bir saat oldu. Çünkü sevgilim, Zeki Müren'e haksızlık edemeyiz...

Bugün çoğumuzun kulağına bir Zeki Müren şarkısı çalındı, resimleri sosyal medyada sabah beri olur olmaz yerde karşımıza çıktı. Bugün, hepimizin yakıştırdığı ismi ile "Sanat Güneşi"mizin 23. ölüm yıldönümü. Oysa ki Zeki Müren "Sanat Güneşi"nden ziyade kendisini "Aşkın Kavurduğu Güneş" olarak betimlemeyi sever. Nereden mi biliyorum? Gelin anlatayım, dinlemek isterseniz tabi. Çilek farkıyla :)

1984 yılındayız. Arabada gidiyoruz, yağmur yağıyor... Babam, annem, kardeşim ve ben. Teyipten yükselen ses.... o ne güzel ses, kadife gibi, ılık ılık söylüyor. Evet, doğru tahmin , Zeki Müren'in sesi bu.

Gitme, sana mutacım
Gözümde nursun, başımda tacım

diyor. Selami Şahin'in  kalbe akan o güzelim bestesini seslendiriyor.

Zeki Müren deyince zihnimde ilk uyanan şarkıdır bu. 1984 yılı yılbaşı özel programında Zeki bey ile Neşe Erberk'in bu şarkı eşliğinde ettiği dans da hemen bu görüntünün ardından belirir hayalimde.

Babamın kuaför dükkanında sıklıkla çalınan şarkılar Zeki Müren'e, Selami Şahin'e ait olurdu. Çoğu şarkısını ilk önce dükkanda, sonra Türk filmlerinde dinleyip sevdim ben.

Barış Manço'yu Adidas eşofman giymiş bir abi şeklinde hayal etmem gibi, Zeki Müren'i de tam aksine janti giyimli bir beyefendi olarak tahayyül ederdim. Barış abide yanıldım; karşıma kaftan giymiş, yüzüklü, uzun saçlı, bıyıklı biri çıkmıştı ama onu Adidas eşofmanlı abiden daha çok sevmiştim. O da başka bir yazının konusu olsun. Zeki Müren'de ise yanılmadım ama eksik hayal etmişim meğer. O kostümler, o renkler, o çiçekler, o broşlar, pırıltılar, payetler allah allah... bu nasıl bir adamdı böyle. Oje miydi o tırnaklarındaki?



İşte Zeki Müren'in hayatıma girmesi böyle oldu dostlarım. Türk sanat müziğini 10 yaşında sevmeye başladım sayesinde. Ne duygulanırdım Allahım. Benim on yaşımdaki gönlümden ne olacaksa ? Severim o gönlümü, bakmayın siz.

Yıllar içinde şarkılarını sevdiğim kadar, Zeki Müren yaşantısı, duruşu, elbiseleri, gazete haberleri de hep ama hep ilgimi çekerdi. Zordur benim ilgimi çekmek , o çekerdi işte. Vefat ettiği 1996 yılında ben TRT FM'de program yapımcısı olarak çalışıyordum. Günlerce Zeki Müren şarkılarını çalmıştık. Hepsine kâh duygulanarak, kâh neşeli ve kimi zaman da kişisel tarihime yolculuk yaparak eşlik etmiştim o yayınlar boyu. O cenazesindeki kalabalık dün gibi aklımda. Toplumun her kesiminden insan vardı ve onu kucaklıyordu. O nasıl bir vedaydı? Biz de ona veda ediyorduk işte.

Geçtiğimiz yılın sonuna doğru eski bir dosttan harika bir hediye aldım. Bir kitap, o la la! Yazarı tarafından benim için özel imzalanmış üstelik. Radi Dikici'nin kaleme aldığı "Aşkın Kavurduğu Güneş Zeki Müren" isimli bir kitap.

Kitap elime geçeli neredeyse bir yıl olmuştu. Kitaplığımdan gözüm kapalı ne seçsem oyunu oynarken, bu kitabı elimde buldum. Demek ki zamanı geldi Çilek hanım dedim. Hadi seni onurlandırayım. Ve başladık Zeki bey ile bir yolculuğa.

Senin benim tanıdığım Zeki Müren'den çok farklı bir Zeki Müren ile tanıştım. Anne ve babası ile mesafeli bir ilişkisi olan, kinci, olağanüstü çalışkan, disiplinli, hedefe odaklı, kıskanç, hep zirvede olmak isteyen, üreten, neşeli, vefasız, çapkın, kimi zaman da içini olduğu gibi açan ama çoğu kişiye kapalı kutu, gücü seven, güzeli seven, estetiği seven, ressam, bestekar, güftekar, desinatör, cimri, kendi çıkarı için insanları manipüle edebilen, kazık yiyen, kazık atan ve aşık bir Zeki Müren. Biraz karışık oldu ama tam da böyle.

Herkesten farklı tercihi ile hayatın içinde savrulması önleyen Hayri Terzioğlu'na yaptığı vefasızlık, yıllarını yanında geçiren ve bu hayatta en güvendiği kişi olan Berrin hanım (Bedriye Gençoğlu - Bedriye diye isim mi olur ayol diyerek adını Berrin yapmış paşamız) ile olan sonu kötü biten dostluğu... Müzeyyen Senar'ın dizinin dibinden ayrılmayışı (ki ona da atmış kazık), Cahide Sonku ile o dönemin en çok hasılat yapan filmlerinden biri olan Beklenen Şarkı'da düştüğü tufa (filmde boş bir kağıda attığı imzanın sonrasında karşısına borç senedi olarak çıkması ki sonrasında hiç bir evrağa imza atmamasına sebep olmuş)... Gazinoda kendisine gelen yüzlerce çiçeğin gecenin sonunda çöpe atılması (satan çiçekçi de bunları alıp ertesi gece tekrar satarmış iyi mi), gazino programlarının sonunda bütün bir gecenin bant kaydını titizlikle dinlemesi; sazlar şurada yanlış girmiş, burada bu olmuşa varan titizliği, seyircisine, dinleyicisine sonsuz saygısı... Ona "kocacım" onun da ona "karıcım" dediği Ajda'sı... cik cik kuşu Gönül Yazar'ı... Gazino patronlarına yaptığı nazları... sahnelere getirdiği düzeni. Saz heyetinin bir takım giymesinden tutun, dekor, T şeklinde sahnesine varana dek herşeyi. Kostümlerine verdiği o özel isimler ( Kadıköye Saygılar, Mavi Dünyam, Kalbimi Ellerinde Tut, Uğur Getiren Öpücükler gibi hoş isimler verirmiş)... Unutamadığı aşkı...Kimsenin ama kimsenin onun özel hayatı ile ilgili yorum yapmasına bile fırsat vermeyen duruşu ile ilgili o kadar bilgi edindim ki... Kitabı okuduğum ve bitirdikten bir süre sonrası bile günlerce Zeki Müren'i dinlemiştim.

Kitabı daha fazla anlatmayacağım size. Bunlar benim aklıma yazdıklarım. Herşeyi ile sevdim , sevdik biz onu. Ve sesinin dinleyici ile buluştuğu TRT stüdyolarında yine dinleyicisine ayakta veda edişi. O nasıl bir veda idi Zeki Bey? Rivayet o ki, bu son programa giderken hiçbir ilacını kullanmadan uzun bir yolculuğa çıkmış. Bile isteye... Dinleyicisinin karşısında ölmek için....

Yaklaşık iki saatir, kulaklığımda Zeki Müren'in sesi eşlik ediyor bu yağmurlu İstanbul gecesinde bana. Balkondayım ve sanırım dört beş sigara içtim bu süre boyunca. Bana eşlik ettiğin için çok teşekkür ederim Zeki bey... Paşam.

Bu vesile ile kitabı bana hediye eden Yaseminciğime, kitabını hoş bir not ile adıma imzalayan Radi  Dikici beyefendiye de teşekkür ediyorum....













2 yorum:

Unknown dedi ki...

Zeki Müren için yazılmış kısa ve öz güzel bir Yazı. Muhtevası itibariyle Radi Dikici'nin kitabına merak uyandıran, Zeki Müren için minik ipuçları veren yazınız için sizi tebrik ederim.

çilek dedi ki...

Efendim teşekkür ederim :))