Hani şu ilişkilerin çok çabuk başlayıp çok çabuk tüketilmesi mevzû var ya; benim dostum sayısı bellidir, arkadaşım da çoktur, tanıdıklarım daha çoktur.
Dostum ömür boyu kalır, arkadaşım bazen olur bazen olmaz ama varlığı beni mutlu eder. Tanıdıklarım ise merhaba merhabadır; medeni insanlar gibi selamlaşırız, işimizi görürüz o kadar.
Bazıları sanıyor ki; onunla aynı iş ortamını paylaştığın, belki uzun seneler mesai arkadaşlığı yaptığın için sana istediği gibi hitap edebilir. Şahsen benim şöyle bir problemim var; yaşımı göstermediğim için, daha dün ki çocuklar bana ismimle hitap ediyorlar mesela. Oysa ki benden kaç yaş küçük kişilere de defalarca abi/abla dediklerine de şahit oluyorum. Oluyorum demeyeyim artık, oluyordum. Artık öyle bir mesafe koyuyorum ki bu zihniyettekilerle arama, bana ulaşmaları beni muhatap almalarını imkansız kılıyorum. Varsın bana suratsız desinler, kibirli desinler. Mesafe iyidir; ne haddini aşan olur ne de canını sıkan.
Saygı diye güzel bir kavram var. Karşındakini kırmamak, nazik davranmak, ezmemek, üste çıkmaya çabalamamak bunlar bir insanı hoş kılar. Hayır yaşının verdiği cehalet dersin, aradan yıllar geçiyor bakıyorum bunlar hala aynı. Zerre değişim yok. Demek ki bu işin yaşla başla bir ilgisi yok.
Kaldı ki saygıyı bir insan yaşı büyük diye hakketmiyor, küçüklerin de saygı duyulmaya hakkı var. Mevzû yaş da değil anlayacağınız.
Nereye bağlayacağım; günümüzde şöyle bir şey yaşandığını gözlemliyorum, sosyal medyada boy göstermek, güç göstermek, takipçi sayısı, tribünlere oynamak, kanka olmak, birisinin iyiki'si olmak, en bi cana yakın olmak, en çok gezen gören olmak, en en en... sonu yok. Bunu sağlamak için bir kırılmalar bir dökülmeler, bir yalan yanlış ilişkiler yaşamalar... Bunlar defalarca yazıldı çizildi uzatmaya gerek yok da; karşınızda bu kırıtmalarınızı yemeyenler de var benim gibi. Çok acınası bir durumdasınız söylemek istedim. Sizin bu sahte ilişki anlayışınızı hiçbir zaman sevmedim, kendi aranızdaki bu al gülüm ver gülümlerden hep tiksindim. O yüzden beni soğuk, değişik, götü kalkmış olarak değerlendirdiğinizi biliyorum kapalı kapılar arkasında. Aranızda kimi zaman gönlüme ulaşan da oldu, sağ olun var olun. Ben de boş durmadım, sevgimden, bilgimden, birikiminden, enerjimden, pozitifliğimden pay sahibi ettim sizi. Bunu kimse inkar edemez. Sonra kimisi ile yollarımız ayrıldı, kötülükle değil iyilikle. Doğru olan ve olması gerekendi bu. Gayet memnunum. gün gelir gene yollar kesişir ve kaldığımız yerden devam edilir. Bu da olması gerekendir zaten.
Benim akıl vermemle sanki bu tiplerin huyu değişecek de, laf benimki de. Ben kendi işime bakarım. Az ve öz insan, az insan çok huzur. Az insan çok kitap, az insan çok doğa, az insan çok hayvan sevgisi... Hepsi bunların sahteliklerinden kat be kat daha güzel. Dilerim onlar da bunun farkına varırlar.
Bunun dışında herşey iyilik sağlık, bu mankafaları hayatınızdan def edin gitsin. Hayat çok güzel.
3 yorum:
Nasıl bir tevafuk ki bu moddayım son zamanlarda az insan, çok kitap, çok araştırma, fazla doğa, bol oksijen...
Az insan, çok huzur, bol oksijen, bol doğa, bol şükür, bol hayvan sevgisi...
Çok kızılmış. Kızgınlık halinde kaleme alınmış bir yazı olmuş.
Yorum Gönder