Salı, Kasım 29, 2016
İkinci... Üçüncü... ve hatta dördüncü evlilikler üzerine :)
Allah gecinden versin, er ya da geç akibet gelecek başa... Giden elbet birinin evladı, birinin kardeşi, birinin eşi olacak illa. Eşlerden biri ölünce ile ilgili yazımın konusu. Derler ki kadın vefat ettiğinde, geride kalan eş daha mezarlık yolunda kendine yeni bir refika bakar imiş :)
Dinimize göre eşini kaybeden kadın ise hemen evlenemiyor, iddet süresi dediğimiz süre dolunca ancak evlenebiliyor. Şahsi fikrim zaten, iddet süresi dolsa dahi kadının kendini yeni evliliğin pençesine atmayacağı. Hatta iddia ediyorum. Biz kadınlar çok hisli varlıklarız, anılarımıza, yaşanmışlıklarımıza acaip bir bağımlılığımız var. Bir kadını, ömür boyu olmasa bile çok çok uzun bir süre sadece anıları ayakta tutabilir. Kadın bir başına da kalsa o bir başınalığı ile hayatına devam eder. Öncelik sırası bir erkeğin ki gibi değildir kaldı ki kadına has becerisi ile öyle işlerin üstesinden gelir ki...
Hala esas konuya giremedim, ilginç :) Meselenin çok farklı bir boyutu var çilekcanlar, siz de bilirsiniz. Dul kalan erkeğin ikinci evliliğini yapması durumu. Hah ! İşte ben asıl bundan bahsetmek istiyorum.
Dul erkeğimiz hanımcığını mezara, acısını kalbine gömdü. Döndü evine. Durdu. Durdu. Ne kadar durdu bilemiyorum ama çok uzun değil :) Ben evlenmek istiyorum dedi, hayat tek başına çekilmiyor, bir arkadaş olsa ya şu evin içinde ( Lan evi mok götürüyor, bir sıcak yemeğe hasret kaldım, üstüm başım perişan gibi alt cümleler gizli aslında burda) dedi. Etrafında da onu evlendirmeye meraklı , bir yuva kurmaya vesile olacağı için sevaba girmeye meyilli birileri var. Tanıştırdılar erkeğimizi yeni refika adayı ile. Yeni adayımız belki ilk evliliğini yapacak biridir (ki öyle olsun isterler, neden bilmem) , belki de kendisi de dul kalmış bir hanım. Bu önemli değil. Önemli olan, altını çizmek istediğim nokta her iki durumda da yeni gelecek olan kadının, erkeğimizden yerine getirmesini istediği talepleri.
Annemin bir lafı vardı; ilk eş ayağının çarığı, ikincisi belinin kuşağı , üçüncüsü başının tacı olurmuş derdi. Bu bele kuşak olmak isteyen hanımlar ve belki de başa tac olacak olanlar acaip kadınlardır. Bunların kulaklarına üfüren çok bilmiş büyükleri vardır. Akıl hocaları vardır. Mutasyona mı uğratılmışlardır bilemedim :)
Bütün genellemeler yanlıştır deyip asabımı bozmayın, maksat biraz eğlenmek ... Rol modelimiz Mahmut ve Refika hanım :)
Bakalım, ne istermiş bizim hanım ablamız:
- tapuyu üzerime yapacaksın mahmut
- balgam atmayacaksın mahmut
- çocukların çok sık eve gelmeyecek mahmut
- ne pişirirsem onu yiyeceksin mahmut
- sana gençliğimi diriliğimi veriyorum mahmut beni sinir etmeyeceksin
- balgam atmayacağını söylemiş miydim mahmut ?
- iki burma bilezik alacaksın mahmut
- eski karından bahsetmeyeceksin mahmut
- balgam atacaksan illa mahmut, tuvalete gideceksin mahmut
bitmeeezzz :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder